Header
Ana Sayfa | Giriş Sayfası | Sık Kullanılanlara Ekle
  Site İçerisinde Arama     » Dataylı Arama
BÖLÜMLER
ARŞİV
Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pz
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930
Sendikasyon
MAİL LİST
OYLAMA: Sevdiklerimizden
MÜZİK İLE
ŞİİR İLE
KİTAP İLE
SİNEMA İLE
HEPSİ İLE



Üzülmek ile Ders Almak Arasında; "Göçyolu Öyküsü"

Jun 27,2007 Yazar: ANONİM

              Tanınmış gezgin Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız bir yerinde, çığlıklar atan milyonlarca kuşun havada daireler çizerek uçtuğunu gördü. Kulakları sağır edecek denli yüksek sesle çığlıklar atan kuşların kimileri yoruldukça, kendilerini okyanusun dev dalgaları arasına atıyorlardı. Onlar bu son hareketleriyle yaşamlarına son veriyorlar, kendilerini okyanusun dalgalarına bırakırken, çaresizlikten ölüme teslim oluyorlardı.

Bu olaya yalnızca Thomas Cook değil, o bölgede ki balıkçılarda yıllardır tanık olmuşlardı. Kuş bilimcileri ise, yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfediyorlar, fakat onların, birbirleri peşisıra kendilerini ölümün kucağına atmalarının nedenini bir türlü çözemiyorlardı.

Gerçek, geçtiğimiz yüzyılın ortalarında anlaşıldı. Bu trajik olayın yaşandığı yerde bir zamanlar bir ada vardı. Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu ada, bir deprem sonunda, okyanusa gömülmüştü. İnsanların, yok olduğunun bile ayırdına varamadıkları ada, göç yollarının ortasında kuşlar için vazgeçilmez "dinlenme" durağıydı. Kuşlar binlerce yıllık kalıtımsal alışkanlıklarıyla adanın yerini bilmekteydiler ve yıpratıcı, uzun yolculuklarının ortasında, biraz dinlenebilmek ve toparlanabilmek için, yine binlerce yıllık kalıtımsal güdüleriyle, okyanusun ortasındakiadaya geliyorlardı ama... Olması gereken yerde adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına bırakmak zorunda kalıyorlardı.

Söz kendini toparlamaktan açılmışken soralım; sizin hiç "kendinizi toparlayacağınız" bir adanız oldumu? Yaşamın uzun "göç yolları"nda acaba, sizinde bir yudum taze soluk alabileceğiniz, yolunuzun kalan bölümüne dinç olarak devam etmenizi sağlayabileceğiniz bir adaya sahip olabildiniz mi? Birgün yerinde bulamadığınızda ise, ona illede ulaşmak ve sığınmak için başınız dönercesine, dengeniz bozulurcasına çırpınıp kanat çırptığınız bir ada yaratabildiniz mi yaşamınızda kendinize?

Herşeyi sınırsızca paylaşabildiğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak denli güven duyduğunuz bir arkadaş, size her zaman huzur verecek bir eş, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi? Şöyle daha bir iyi bakın çevrenize... Size gelen, size sığınan...Sizin gittiğiniz, sizin sığındığınız.Sizin bulduğunuz dostlarınızı bir düşünüverin. Sonra da bir gerçeği görüverin gözlerinizle:

Sizin durup , soluklandığınız ve kendinizi toparlayabildiğiniz kaç adanız var çevrenizde ?

Durup, sığınmak ve kendilerini toparlayabilmek gereksinimi duyan kaç dostunuz için siz bir adasınız?

533 Okunma


comment Yorum (3 Yollayan) 

  • Adem'in suçu, rezalet ve Havva'nın çabası; üzgünüm ben anlayamadım... Işıltılı çaresizlikler konusu da karışık... Biraz daha açabilir misiniz? Teşekkürler !
(Yollayan March 17, 2010, 12:39 AM Melek Yayla)

  • Haklısınız Melek hanım, Her halin eskisi güzel olmasa da insanın saf halini niteleyen "eskisi" güzelmiş. Sizin de saptadığınız üzere, her şeyin kolay olduğunu sandığımız bu zamanda ürettiklerimizin (makinadan fikirlere) esiri olduk. Olmamak yolu da belirgin bir seçenekti, biz insanlar onu seçmedik. Işıltılı çaresizliklere saruluken bile anlayamadık. Umut yok mu diyeceksiniz; var. (AYRICA: Yakındığımız sona gelirken Adem'in suçu yarıdan fazla olsa da, Hava'nın ufak bir çabası bu rezaletin yarıdan fazlasını bir çırpıda etkisizleştirecektir) Saygı ile.
(Yollayan March 15, 2010, 10:12 PM Abbas TURAN)

  • Günümüz koşullarında ve gözlemlediğim gidişata göre insanlar ya kendilerine sarılmayı öğrenecekler; içlerini yeşertecekler, ya da o adayı arayan göçmen kuşlar gibi adaya aldanıp, yorgun düşüp intihar edercesine çaresizlikten okyanusun dibine dalıp, yok olacaklar... Eskiden hayatta kalmak zor, insanları anlamak ise kolaymış. Kimse kimseyle arasına görünmez duvarlar örmezmiş, birbirlerinden güç alırlarmış... Şimdi ise herşey çok kolay(!) Bir telefonda, bir bilgisayarın tuşunda bitiyor herşey... Hayatı kolaylaştıran her şey insanları bir birinden uzaklaştırdı. Bizim için yaşamak daha zor... Aslında bizim makinelere değil insanlara ihtiyacımız var! Hiç batmayacak bir ada olabilene ve sığınabilene ne mutlu... Teşekkürler... Saygılar.
(Yollayan March 13, 2010, 11:56 PM Melek Yayla)


Son Yazılanlar
GÜLÖNÜ
ALT PERDEDEN
SUSMA YERİ
TÜRKÜCE
EŞİKTEN ÖTE
BAL DAMLASI
BENCESİ
ŞİİRLİK
KİTAPLIK
İNCE ELEKTEN
KALBURÜSTÜ
SÖZ TÜNEĞİ
ESKİDEN
ORDAN BURDAN
USTALAR
ONLARDAN
YARENLİK
VIDEO
Öne Çıkanlar
Çok Yorumlanan
Yazarlarımız