MÜHRÜ MİSALİ
ADEM ASLANDOĞAN
1. Aşkın Elinden : Ezgisi, türkülerin giydiği en görkemli ve çekici elbiselerden biri. Tabi sözlerinin ifade ettiği anlam bakımından da aynı güzellikte.
2. Helkeler Kolunda Suya Gidiyor: Bu türküyü ben çocukluğumdan beri dinlerim. Yirmili yaşıma geldiğimde,halkın olmasa da piyasanın gündeminden askıya alındığına tanık oldum. Ama bizim köylerde ve Ankara'da misafir olduğumuz yererlerde sevgiyle söylenir (rahmetlik kayınbabam Veli ASLAN öyle bir iştahla söylerdi ki, sanırsınız köyde bir pınarın başında seranadla meşgul) ve üzerinde konuşulurdu. Dili ve çağrıştırdığı her şey bizlerin kültürel varoluşunu sağlayan öğelerin yakın akrabası, hatta kardeşidir. Rıza Aslandoğan'ın bu güzel türküsü artık hepimizin olmuştur. Bak işte, beşerin aşkını ifade eden türkü bir daha söylendi. İyi de oldu.
3. Hoşgörü- Mührü Misali : Yine aşk. Aşkı yanal alanında tutmaya çalışsa da, hoşgörünün aşksız olması ne mümkün. Sevmeyen insan hoşgörebilir mi? Hayır. Aşkın değiştiriciliği, eriticiliği, yakıcılığı, yani olgunlaştırıcılığına anlam ve çağrışımlar eşliğinde götüren bu türkü, ben de biliyorum ki yaman bir damıtma sürecinden sonra ulaştı bize. Hatta sözlerinin türkü temelini oluştururken beni de düşündürmüştün. Aşk olsun elbette.
4.Ya Sabır: Sazların, söyleşir gibi çoğaldığı, ama yitmediği bir ezgi ile vücut bulmuş. Bir şairin, cümle aleme duyurusu gibi sanki "Ya Sabır". Aşk ve toplumun değer süzgecinden geçirilerek ortaya konulan günden harika. Samimi inanışların eteğinde, evrensel değerlerin dehşetle izlemesi gerektiği sonucu ortaya koyan türkü, türkü değil de duyuru gibi. Güzel ama. Uyarıcı bir duyuru. Sabrın çatlayışına önayak olabilecek tatta.
5.Hiç Kimse Benzemez Cananım Sana: Uzun havaları bilirim; uzayabildikçe yüreğe işler. Hele ki sevgiliye seslenirken, gurbete öfkelenir, yaradana sitem edilirken bir başkadır onlar. Mührü Misali'deki bu türkü, bağlamanın bile göğsünü sızlatacak kadar inanılarak çalınıp söylenmiş. Aslında böyle türkülerde söz de susmalı. Sevgili öyle özeldir ki, kimseye benzemez. Benzediği zaman gönül küsüyor. Oy ne güzeldir türkülere belenmiş sevgili.
6.Ey Yolcu: "Ey yolcu bu yola gireyim dersen/meydanda özümü göreyim dersen/Ali'nin izini süreyim dersen/yolun batağına durma ha durma…" sözleri ile nereye varılır, bilenlere malum. Semahlara tabi ki. Yine Rıza Aslandoğan'ın emeği ile bu kervana ulanmış bu güzel çalışma yeni sazları ile güler vaziyette duruyor Mührü Misali'de. Ben zaten bunlarsız değilim. Mutluyum. "Çiçek açmış elma gibi mutluyum"
7.Pınargözüm : Bu türkü için bir şey demeyecektim, duramadım. Adem Aslandoğan'ın Halay türünde nakşettiği bu güzel çalışma dinlemeye değer. Özellikle Adem'ın söyleyiş biçemi/tarzı bu konuda kendi açısından doruk noktada bir güzellik. Yüreğin etrafında söz yumuşaklığıyla örülmüş bir zincir ile yüzyüze olduğunuza tanık oluyorsunuz Pınargözüm ile. Hiç olmazsa ben kendi adıma böyle hissettim.
8. Yıkılsın Dağlar : Mutlaka sevenleri çoktur içinde "dağlar" sözü geçen türkülerin. Bir ağıtça duruyor bu türkü. Adem Aslandoğan, türkünün içinde geçen nedenlerden dolayı dağlara kızmakta, onların hakkında intizar etmekte. Geriden gelen ezgide meylim kaldı benim. Bir şey dediğim yok tabi de, dağların yıkılma gerekçeleri dağlardan güzel olmalı bence.
11.Kul Ettin Beni : "Gökten yağan kara yerde kurt düşer/Beyazdır diyerek kara bağlanma/Hem şaşırtır hem de kendisi şaşar/Bakargözlü sanıp köre bağlanma.." dizelerinin koynuna aldığı ezgi can tadı gibi. Ne yalan söyleyeyim, benim en çok sevdiğim türkülü öğütlere son yılların en güzel örneğidir bu çalışma. Türküler denizinde ve Türk Halk Şiiri'nde örneklerine her zaman rastladığımız bu tür söyleyişlerden kopmamak gelecek açısından yolun uzun ve aydınlık olduğunu gösterir. Zaten yazanı da saygı duymanın ötesinde ustam diye söz ettiğim Sefil Selimi'dir. Daha bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum? Adem Aslandoğan tercihinde çok başarılı. Defalarca dinlesem bıkmam. Bıkılmaz ki.
12.Karamık Dalı : Bu türkü bizlerin, çocukluğundan bu yana dinlediğimiz türkülerden biri. Ayrıca,yine çocukluğumuzdan beri de söylediğimiz bir türkü. Kim ki bize, annemize veyahut babamıza bir türkü söyle dese ilk aklımıza gelen türküdür bu. Niyesini bilmiyorum da, ölene kadar bu türkü aklımızın boyası olacak gibi. "Karamık dalı", "poşu", "havadis" sözcükleri de öyle saygıdeğer ki, dile gelmesi mümkün olmayan duygulara boğuyor bizi. "Mevlam her güzele bir denk yaratmış/yavrular yuvada kalmasın diye…" sözüne ne demeli. Uzun ve yavaş akan bir ezginin eşliğinde bu türküyü bir daha duymuş olmaktan mutluyum.
13. Hay Güllü : Bu türkü ile benim tanışıklığım, Mehmet Ali Kızılgöz ile tanıştığım günden itibaren başlamıştır. Laf yerinde ise, duyar duymaz tüylerim diken diken oldu, heyecanlandım. Mehmet Ali Kızılgöz'den yüzlerce defa dinledim. Doymadım. Onlarca yerde çalıp söyledim. Altının kıymetini saraf bilir derler ya; Adem Aslandoğan da benim gibi, duyar duymaz sevdi bu insan harikasını. Her ne ise, tarihe akarken kıyıda köşede kalmasını istemediğim bir türküyü hissederek okuyan birinden bıkıp usanmadan dinlemenin sevinci ile yüzyüzeyim. Dostlar da bile.
14. Eyvallah: Bu çalışma da bir çok çağrışıma neden olan anlamlılıkta. Söylenişi zor, dinlemesi güzel. "Maşallah"
Abbas TURAN
Ankara 2006